Pages

29 Ocak 2010 Cuma

Fibonacci sayılarını kullanarak km ve mil çevrimi yapmak.

Firefox'un Stumble Upon isimli çok sevdiğim bir add-on'u vardır.   Stumble upon'ı kullanacıları sevdikleri sayfaları işaretlerler, Stumble da o sayfalardan, ilgilendiğin kategorilerde önerilerde bulunur.

Her hafta da bana sayfa önerilerini email ile gönder diye bir tanımlama yapmıştım. Burada gelen  bir blog yazısını çok hoşuma gitti.  Fibonacci sayılarını kullanarak km ve mil çevrimi yapılabileceğini söylüyor yazar.

 

İşte birkaç örnek

Birbirini takip eden 2 Fibonacci sayısı al. Küçük olan mil, büyük olan km'dir diyor. Örneğin 5 and 8.  5 mil 8 km'miymiş.

Eğer fibonacci sayısı olmayan bir sayıyı çevirme ihtiyacın olursa, çevirmek istediğin sayıyı fibonacci sayılarının toplamı  olarak ifade et, sonra da her bir sayının bir sonraki (km'ye çevirmek için) veya bir önceki (mile çevirmek için)  al ve topla  diyor.

Örneğin 100 mil kaç km dir?  100 sayısı, fibonacci sayıları olarak  89 + 8 + 3 olarak elde edilebilir. Her bir sayının bir sonraki fibonacci sayısını bulalım. 89'un ki 144, 8',in 13 ve 3'ün 5.  Cevap = 144 + 13 + 5 = 162 çıkar. Aslında 100 mil, 160.9344 km dir ve çok az bir farkla buna ulaşabilirsiniz.

Blog yazısını aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

http://www.catonmat.net/blog/using-fibonacci-numbers-to-convert-from-miles-to-kilometers/

 

Not:

Tabii ki bu çevrimi yapmanın çok daha kolay yolları var.   Google'da "100 miles in km" yazmak gibi.

7 Ocak 2010 Perşembe

Decision Making : How do we decide?

How do we decide? How does our mind work when considering a decision? Do biases, guts and emotions influence our decisions or is it only an analytical process? 
Decision making is not an executive’s job. We always make decision consciously or unconsciously, we choose what we eat, what we wear but these decisions usually are not vital but a doctor’s inappropriate decision may kill the patient or a great decision like Apple’s iTunes can extricate a firm from bankrupt.
Thomas Davenport emphasizes quantitative, data-based and analytic decision making in “Making Better Decisions” article. But he does not claim that automated decision systems should be used to replace human decision makers. Decision approaches such as analytical, neuroscience (with using motional brain) and intuition (gut and experience) cannot fit in all situations, appropriate approaches should be used together.
Alden Hayashi mention about a research of  Antonio R. Damasio, a leading neuroscientist, about people who have suffered brain damage in their prefrontal cortices, where secondary emotions such as sorrow are processed.  Such patients retain normal function in many respects-their language and motor skills, attention, memory, intelligence-but they have trouble experiencing certain emotions. But they do not make even very simple decisions.  Damasio says  “our emotions and feelings play a crucial role by helping us filter various possibilities quickly, even though our conscious mind might not be aware of the screening. “
Executives solve complex problems that could not be solved by analytically and logically, with intuition approach.  But how this intuition comes from?  According to Herbert Simon, when we use our gut, we're drawing on rules and patterns that we can't quite articulate.   Simon found that grand masters of chess are able to recognize and recall perhaps 50,000 significant patterns of  the  astronomical number of ways in which the various pieces can be arranged on a board. "Experts see patterns that elicit from memory the things they know about such situations," says Simon. Henry Mintzberg, professor of management at McGill University and a longtime proponent of intuitive decision making, says the sense of revelation at the obvious occurs when your conscious mind finally learns something that your subconscious mind had already known.
We can develop decision making process with defining the alternatives, collecting the right and adequate information and notice Davenport’s recommendation : “ Smart organizations can help their managers improve decision making in four steps: by identifying and prioritizing the decisions that must be made; examining the factors involved in each; designing roles, processes, systems, and behavior to improve decisions; and institutionalizing the new approach through training, refined data analysis, and outcome assessment.  Therefore,   it is critical to balance and augment logical / analytic perspectives with human intuition and judgment.
Paul Arden point out that everyone make sensible decisions, to make difference, he encourages readers to make bad and wrong decisions while thinking illogically in his book “Whatever you think, think the opposite”.  Do all bad decisions yield better results? No, the way of our mind works leads our decisions and there are many traps that we could not recognize easily. When considering a decision, the mind gives disproportionate weight to the first information it receives. This trap is called anchoring trap. There is another trap is sunk cost (also known as gambler’s syndrome) which people continue to fail because of . We can fail to see, seek, share and use information as well. Briefly, various traits of human nature can easily cloud our decision making.
 The key point is the awareness. We can reduce the undesirable impact of human being with awareness. Bazerman and Chugh say “Most people fail to bring the right information into their conscious awareness at the right time  in the article, “Decisions without blinders”.  They mention about bounded awareness with the pathetic results of  Vioxx case. They recommend some techniques  to decrease  bounded awareness.  The recommendations  are very similar with the Hammand’s and Keeney’s suggestions in the article “Hidden Traps in Decision Making” and  Hayashi’s in the article “When To Trust Your Gut”.
They all agree with these approaches:
·         Always view a problem from different perspectives.
·         Be open-minded
·         Be aware of biases
·         Examine all the evidence with equal weight
·         Play devil’s advocate, to argue against the decision you’re contemplating and devil’s inquisitor to look for evidence against bounded awareness.

To make difference and make effective and right decisions we should use our emotions, feelings, guts and biases. Our goal should be to find the best decision for current circumstances in an appropriate time without choosing the way just because it is easy like status quo. The only point is to attend the awareness of the dangers of biases and guts.   



Articles:
·         The Hidden Traps In Decision Making, Hammond Js, Keeney Rl, Raiffa H, Harvard Business Review, Volume: 84,Issue: 1, Pages: 118-+,Jan 2006
·         Make Better Decisions. Davenport, Thomas H.Harvard Business Review (0017-8012) Nov2009. Vol.87,Iss.11;p.117
·         When to Trust Your Gut, Hayashi, Alden M.; Hayashi, Alden M. Harvard Business Review (0017-8012) 2/1/2001. Vol.79,Iss.2;p.59-65
·         Decisions Without Blinders. Bazerman, Max H.; Chugh, Dolly; Bazerman, Max H. Harvard Business Review (0017-8012) 1/1/2006. Vol.84,Iss.1;p.88-97

29 Nisan 2009 Çarşamba

Sakızlı Muhallebi

Malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 4 kaşık un
  • 5 kaşık şeker
  • 1 damla sakızı
  • 1 parça margarin
Yapılışı :
Margarin hariç tüm  malzemeyi bir tencerede iyice karıştırın (çırpma teli veya mikser kullanabilirsiniz). Kısık ateşte karıştırarak pişirin, kaynamaya başlayınca içine bir parça margarin koyun iyice karıştırın, koyulaşana kadar pişirin. Piştikten sonra topaklanmalar varsa mikser ile çırpın.. Kaselere boşaltıp, oda sıcaklığına gelene kadar dışarıda, daha sonra buzdolabında soğutun..
Üzerini isteğe göre meyve parçaları, dövülmüş fındık veya ceviz ya da hindistan cevizi ile süsleyip servis yapın..

Afiyet olsun

1 Şubat 2009 Pazar

Adalar : Büyük Ada



Her ada farklı bir şehir gibi ve her ada bir önceki adadan daha büyük ve daha kalabalık.

Büyük ada da en büyük ve en kalabalık adaydı. En az zaman da buraya kalmıştı. 1 saat 15

dakika da Ayvalık'a benzettiğim bu adanın ancak rıhtım civarını dolaşabildim.



Kalabalığı istanbulu aratmıyor. Haftaiçi akşam üzeri olmasına rağmen sahildeki balık

lokantaları tıklım tıklım. Herkes mi izin kullandı bugün acaba?



Büyük Ada'ya bir gün bile yetecek görünmüyor. Faytonla dolaşmak en kolayı. Bisiklet

kiralayanlar da var ancak ben bisiklete binemiyorum. Bir de Aya irini'ye gitmek lazım tabii

ki ama daha erken bir saatte. Ben iskeleden yukarı doğru çıkarken kalabalık bir turist

grubu kliseden dönüyordu.



Hava da hafiften kararmaya başladı. Rüzgar da arttı. Üşümeye başladım yavaş yavaş.  Fayton

durağının etrafındaki birkaç sokağa girip çıktıktan sonra dikili taş ın olduğu meydandan

sağa doğru tırmanmaya başladım. Yeni yapılan bir otelin tabelesanı asıyorlardı o sırada

"Otel Panoroma". Gerçekten de panoramik manzarası olan bir yer olacak tamamlandığında.

Otelin hemen yanında kahve dünyası gördüm. Orada kahve içip, manzaranın ve kucağıma misafir olan kediyi okşamanın keyfini çıkardım.



Güneş batarken manzaraya son bir kez baktım, kediyi okşadım ve bostancıya gidecek vapura

doğru yürümeye başladım.. Vapura bindiğimde hava iyice kararmıştı. Ayaklarımın ağrıdığını o zaman farkettim. En son ne zaman bu kadar uzun yürümüştüm hatırlayamadım ama keyifli geçen bir günün mutluluğuyla ulaştım eve.



 

30 Ocak 2009 Cuma

Adalar : Heybeli Ada

Heybeli Ada Heybeli

Vapur iskelesine yaklaşırken ilk gözüme çarpan askeri lise oldu. Vapurdan inince kendimi

egede bir sahil kasabasında hissettim. Deniz kenarına dizilmiş balık restaurantlarının ve

cafelerin masaları mı, parke taşlı sokaklar mı bu izlenimi yarattı bilmiyorum ama

tatildeymiş hissi çok iyi geldi.



Heybeli Ada'da 2,5 saatlik vaktim vardı. Burada gezilecek birçok yer olduğunu biliyordum

ama kısa sürede hespini yetiştirmem mümkün ol♦madığı için daha çok ada sokaklarında

dolaşmayı ve rıhtıma çok uzak olmadığını düşündüğüm "Ayo Nikolaos Rum Ortodoks Kilisesi",  "İsmet İnönü Evi ve "H.Rahmi Gürpınar'ın evi" ydi. Pazartesi olduğu için müze evlerin kapalı olduğunu tahmin ediyordum yine de dışarıdan görmek için yola koyuldum.



İskeleden sağa dönüp, Ayo Nikola kilisenin sokağından içeri girdim. Oradan yukarıya doğru

tırmanarak geniş bir caddeye ulaştım. Caddeyi takip ederken "Sadri Bey Plajı" tabelası

gördüm. Ne kadar uzakta olabilir ki düşüncesiyle tabelsayı takip ettim. Güzel bahçeli,

güzel evlerle dolu güzel sokaklardan geçerek 20 dakika sonra plaja ulaştım. İskeleden tam

yarım saat sürmüş plaja ulaşmam.  Heybeli tahmin ettiğimden de büyükmüş. Plaj tabii ki

kapalıydı bu mevsimde. Adaya yaklaşırken görünen tesisin de burası olduğunu anladım.

Marmara da denize girmem diyenlerdenim ama deniz havası almak ve güneşlenmek için

düşünülebilir.

Plajdan ayrılıp, geldiğin caddenin daha ilersine bağlandım. H.Rahmi'nin evine daha çok

mesafe olduğunu öğrenince,  dönüşü de düşünerek gitmekten vazgeçtim. Yolda İnönü'nün evini gördüm. Belki açıktır diye şansımı denedim ancak kapalıydı.

Öğrendiğim kadarıyla heybeliada da her yere faytonla gidiliyormuş. Sadri Bey plajı da

iskleden 10 dakika sürüyormuş. Fayton durağının da telefonu varmış, istediğin yere

çağırabiliyormuşsun. Bir nevi taksiymiş burada faytonlar.

Faytonla turlar da yapılıyor. 2 çeşit tur var. Büyük tur 1 saat kadar sürüyormuş, fiyatı 55 YTL'ydi. Küçük tur ise 15 dk.  sürüyormuş ve 25 YTL'ydi. Tek kişi fiyat biraz yüksek geldi ve açıkcası tek başıma bilmediğim bir yerde tura da çıkmaya cesaret edemedim. Daha kalabalık gelindiğinde büyük turu denemek lazım.



Fayton turu da yapmayınca kalan zamanımı sahilde oturup, tekir tava ve salata yiyerek

değerlendirdim.  Mis gibi deniz havasının keyfini çıkardım. Buraya 2,5 saat yetmedi. En az

1 gün ayırmak lazım..



Büyükada'ya yolculuğum okul çıkışına denk geldi. Okuldan eve vapurla giden öğrencilerle

gürültülü ama kısa bir yolculuk yaparak son adaya ulaştım.



Ada'ya yaklaşırken

Heybeli

Deniz Lisesi

Heybeli

Liman

Heybeli

İnönü'nün Evi

Heybeli

Köşk

Heybeli

Bir sokak

Heybeli

Ayo Nikola

Heybeli

Fayton Durağı

Heybeli

Sadri Bey Plajı

Heybeli

29 Ocak 2009 Perşembe

Adalar : Burgaz Ada

Burgaz Ada

Burgaz Ada

İskele

Burgaz Ada

Yolda manzara

Burgaz Ada - Öğretmen Evi

Öğretmen evi
Burgaz Ada'ya iner inmez il hissettiğim yoğun at pisliği kokusuydu. Birkaç dakika içerisinde kokuya alışıp, yürümeye başladım. İskeleden sağa doğru devam ettim. Yol ayrımından yokuş yukarı çıkıp, sağlı sollu çok güzel evlerin, köşklerin olduğu yemyeşil bir sokakta yürüdüm. Köşklerin aralarında kalan boşluklardan, ağaçlar arasından muhteşem bir deniz manzarası görünüyordu.  Yol üzerinde öğretmen evi de vardı. Araştırmak lazım, böyle bir manzara da haftasonu geçirmek çok iyi gelebilir.
Boynumda fotoğraf makinemle beni gören bir amca yabancı turist zannetti beni. Durdurup, yavaş yavaş  ve yüksek sesle "Kı-zımmm tu-rist mi-sinnn?" dedi.  Cevabımı beklemeden heyecanlı heyecanlı eliyle yokuşu işaret ederek "Kal-pa-zan ka-ya" yı tarif etti.
Ben türkçe cevap  verince çok şaşırdı adamcağız.  Yol ne kadar sürer diye sorduğumda yolu yarıladığımı ama 20 dakika kadar daha yolum olduğunu öğrendim. Demek ki kalpazankaya ya faytonla gitmek lazımmış. Vapur a 1 saatten az vaktim kalmıştı, vapuru kaçırma riskini göze alamadığım için kalpazankayayı bir sonraki ziyarete bıraktım.

Burgaz Ada

İskeleye dönüş

Burgaz Ada

Sait Faik'in evi

Burgaz Ada

Sokak


Sait Faik'in evinin burada olduğunu ve şu an müze olarak gezilebildiğini okumuştum gelmeden önce. Pazartesi olduğunu için kapalı olduğunu tahmin ettim, en azından dışarıdan görürüm diye düşünerek Sait Faik'in evini bulmak üzere iskeleye geri döndüm.

İskele'yi geçince bir karakol görüp, oradaki polislere sordum. Çok da yakınlarda bir yerdeymiş. Karakolun sokağının sonunda küçük bir meydan ve hemen sağda da bir kilise vardı. Kilisenin karşısındaki çiçek bahçesinin hemen arkasında da Sait Faik'in evi duruyordu. Maalesef tadilat nedeniyle ziyarete kapalıymış. Burgaz Ada'nın çiçekli bahçelerle dolu sokakların keyfini çıkara çıkara iskeleye geri döndüm ve beni Heybeli Ada'ya götürecek vapuru beklemeye başladım.
Burgaz - Heybeli Yolculuğu



Burgaz Ada Burgaz Ada

27 Ocak 2009 Salı

Adalar : Kınalı Ada

İstanbul'da yaşayıp, İstanbul'u yeterince yaşayamamaktan şikayet ediyorum bir süredir.Yıllık iznimin son haftasını İstanbul'a, İstanbul'u trafiğin az olduğu saatinde yaşamaya ayırdım geçen kasım ayında. İlk gün de Adalar'ın. Burnumun dibinde olup, bir türlü gitmeye vakit ayıramadığım yerlerden. Öğrenciyken arkadaşlarla büyük adaya pikniğe gitmiştik. Çok güzel bir gün geçirmiştik ancak sadece piknik alanını görmüştük adanın. Dönüşte son vapuru kaçırıp, bizi bostancıya götürecek bir motor bulmuştuk. Keyifli bir günün ada'da mahsur kalma korkusuyla bitmesinden midir bilmiyorum, bir daha ne büyük adaya, ne de diğerlerine gidemedim hiç.
Öncesinde vapur saatlerini inceleyip, tüm adalara ortalama 1,5 saatlik zaman verecek şekilde yolculuk planımını yaptım. Pazartesi sabahı saat 9:05'de, Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinin bitişiğindeki adalar iskelesinden 5 dk. gecikmeli yola çıktık. Fotoğraf makinemin pillerinin zayıfladığını, vapurdan kadıköyü çekmek istediğimde farkettim.
Kınalıada'da duracel pil bulma umudumu kaybetmeden, denize karşı çay içmenin keyfini sürdüm Kınalı Ada'ya kadar.

Kınalı Ada Kınalı Ada
Kınalı adayı tek kelime ile anlatın deseler bu kelime kesinlikle "huzur" olurdu. Adaya yaklaşırken ilk göze çarpan görüntü, ne adanın yeşilliği ne de güzel evleri. Radyo vericileri ve çanak antenlerin çirkinliği gözünüze batıyor. Ancak adaya indiğinizde sakinlik, evlerin güzelliği ve denizin berraklığı bastırıyor antenlerin görüntüsünü.
Kınalı Ada Kınalı Ada Kınalı Ada Kınalı Ada Kınalı Ada
Kadıköy'e en yakın ada burası. Yaklaşık yarım saatde varıyorsunuz. Vapurdan 2 kişi ile birlikte indik bu sakin adaya. İlk işim iskelenin yanındaki minik adadan fotoğraf makineme pil almak oldu. İskelenin sol tarafından sahili takip edip, minicik çarşının içinden geçerek dolaşmaya başladım adayı. . Bir martı ile köpeğin oyunlarını izledim bir süre. Sokaklarda gördüğüm kedilerin fotoğraflarını çekmeye çalıştım. Ancak tüm kediler, ben durur durmaz yanıma gelip kendilerini sevdirmeye çalıştıkları için düzgün fotoğraf çekemedim.Hiç bu kadar cana yakın kedi ve köpeği bir arada görmemiştim.
Begonvillerle dolu bahçelerin olduğu çok güzel evler var. Tam bir sayfiye kasabasını andırıyor. Sessiz, sakin, deniz kokulu.. Sokaklarda insandan çok kedi ve köpek var. İstanbul'a bu kadar yakın ama istanbul'un karmaşası ve kalabalığından bu kadar uzak bir yer olması çok şaşırtıcı. Bir termos dolusu kahve, bir kucak dolusu kedi-köpek maması ile gelip, deniz kenarında kitap okumanın tadını çıkarmak lazım..


Kınalı Ada Kınalı Ada Kınalı Ada Kınalı Ada